Yıllardır anaokullarında, ilkokullarda ve kolejlerde gerçekleştirdiğim okul söyleşilerinde her defasında aynı büyüleyici ana şahit oluyorum: Çocuklar salona girdiklerinde gözleri parlayarak ellerindeki kitapları göğüslerine bastırıyorlar. Çünkü o güne kadar kitap kapağındaki bir isimden ibaret olan yazar, birdenbire ete kemiğe bürünmüş bir ilham kaynağına dönüşüyor.
1. 'Yazarlar da Bizim Gibi Birer İnsanmış!'
Çocukların zihninde yazarlar genellikle asırlar önce yaşamış ya da ulaşılamaz varlıklardır. Karşılarında güler yüzlü, onlarla aynı seviyede sohbet eden, çocukken nasıl zorluklar yaşadığını anlatan bir yazar gördüklerinde zihinlerindeki engel yıkılır: 'Demek ki ben de yazabilirim!'
2. Soruların Derinliği: Çocuklarla Felsefi Sohbet
Buluşmalarımızda çocuklardan gelen sorular bazen üniversite profesörlerini kıskandıracak derinliktedir: 'Zeki gözlüğü takmasaydı yine de gerçeği öğrenebilir miydi?', 'Zürafa Zü büyüyünce boyunu sevecek mi?' Bu sorular, edebiyatın çocuk zihnini nasıl açtığının en somut kanıtıdır.
3. İmzalı Kitabın Kalıcı Hatırası
Kendi adına ithaf edilmiş, yazarı tarafından bizzat imzalanmış bir kitap, çocuğun kitaplığının en kıymetli hazinesi olur. O kitap yıllar sonra bile raftan alındığında, o günkü buluşmanın ilhamı yeniden canlanır.