Her çocuk dünyaya kendine has bir renkle, eşsiz bir fıtratla gelir. Ancak okul çağına adım atıldığında akran karşılaştırmaları, fiziksel özelliklerin alay konusu yapılması ve standart bir kalıba sığma baskısı başlar. Boyu çok uzun olan, gözlük takan, kekeleyen ya da sadece daha sessiz olan bir çocuk, kendini 'kusurlu' hissetmeye başlayabilir.
Zürafa Zü ve Meraklı Kirpi kitabımda, gökyüzüne uzanan uzun boyuyla bazen saklanmak isteyen sevimli Zürafa Zü ile yerdeki en küçük detayları bile merak eden Kirpi’nin karşılaşması tam da bu derin duygusal ihtiyaca odaklanır.
1. Çocuğun Kendini 'Olduğu Gibi' Sevmesi
Özsaygı, dışarıdan verilen yapay övgülerle değil, çocuğun kendi varoluşuna değer vermesiyle inşa edilir. Eğer bir çocuk 'Ben çok uzunum, bu yüzden komik görünüyorum' diyorsa, ona hemen 'Hayır komik değilsin' demek yerine 'Böyle hissetmen seni üzüyor olmalı, uzun boyunun sana sağladığı harika şeyler neler olabilir?' gibi düşündürücü sorular sormalıyız.
2. Akran Zorbalığına Karşı Hikâyelerin Gücü
Zorbalık, genellikle farklı olandan korkma veya onu anlayamama cehaletinden beslenir. Çocuklara farklılıkların bir tehdit değil, dünyayı zenginleştiren birer hediye olduğunu edebiyat yoluyla aşılayabiliriz. Zürafa Zü’nün uzun boyu sayesinde ormandaki tehlikeleri önceden görmesi, Kirpi’nin ise minik boyutuyla dar deliklere girip çözüm üretmesi, her özelliğin bir süper güç olduğunu kanıtlar.
3. Evde ve Sınıfta Çeşitlilik Kültürü
Ebeveynlerin ve eğitimcilerin kullandığı dil çocukların bilinçaltına kazınır. Birbirini tamamlayan mizaçların, farklı yeteneklerin altını çizmek; rekabet yerine iş birliğini teşvik etmek çocuklarımızın ruhunu özgürleştirir.